Aşk Şiirleri
Insanlar gelmeleriyle yanlızlıklarını dagıtanları severler, gitmeleriyle kendilerini yalnız bırakanlara asık olurlar.

Sensizlik Üzerine

Sensizlik Üzerine...
boş zamanlarında ne yapıyorsun diye soruyorlar,
seni düşündüğümü söylüyorum, şaşırıyorlar, kimisi gülüyor, anlam veremiyorum,
oysa yanımda olmadığında boş zamanım oluyor,
ve boş zamanımda seni düşündüğümü anlatamıyorum onlara.
Bu şehir utanıyor artık benden ve içinde beni barındırmaktan.
Penceremden gördüğüm her ışık, tek-tek ayıplıyor sakatladığın ruhumu.
Oysa eskiden ne çok severdi beni. Yine de her kaldırım taşını ezbere bilirim,
kaldırımlarını bana yaşatmamana rağmen.
Yaşadığım her türlü yanıltının en son durağı bu şehir.
Sokaklarında bana yer vermeyecek artık biliyorum.
Bilmediğim; her şeyin nasıl bu kadar değişebildiği.
Suçumun çok ötesindeyim şimdi. Ve artık savunmam oldu bu kocaman kalabalık.
Şimdi ayaklarına kapanıyorum şehrimin ve tam gözlerinin içine bakıyorum.
Bir adım daha geri çekiliyorum ve suçumu yakalıyorum tam ayak bileklerinden.
Kurtuluşum olacağını umduğum bir anda hapsediyorsun beni, benden nefret eden bu şehre.
Yozlaşan yüreğini küf tutmuş günahlarınla yakalamaya çalışsan da, biliyorsun,
senin bulunduğun şehirde aslında kara bir çarşaf. Bazen düşünüyorum güzel olan neyim kaldı diye,
yine de bulabildiğim tek şey sensin. Sen benden çoktan göç etmiş olsan bile...
Biliyorsun, aldandığım tek şey masumiyetin değildi.
Ama masumiyetindi beni peşinden sürükleyen. Yok, yok artık geri dönemem şehrine.
Farkında mısın, gidebileceğim bir şehir bırakmadın bana.
Düşman ettiğin her şehrin anısına seni bugün daha çok özlüyorum.
Anlamsız ve gereksiz bir özleyiş. Bugünü hiç unutmayacağım.
Mutlu olman dileğiyle Senin yokluğun diğer yokluklara benzemiyor.
Uyutmuyor mesela, uyumuyor. İçin ürpererek titriyorken,
eline aldığın bir bardak sıcak çay bile ısıtamıyor seni.
Çayın simitle olan arkadaşlığı kadar kutsaldı sana sevdam.
Ve simitten düşen her susam tanesi kadar korunmasız.
Yine de güzel bir günün ardından gelen yağmur gibiydin benim için.
Ve her yaz yağmuru gibi gelip geçtiğini sandın, yanıldın.
Yanıltılarımız sürdü gitti günlerce...
Avucumdaki iki çizgiden biri olmuştun ve ben nasıl ayrılabilirdim ki senden.
Duyulan, yaşanılan ve çekilen her derdin üzerine kazıdım adını ve umudun adını değiştirdim senin yüzünden,
sen bunu hiç bilmedin. Adını bile bilmediğim bir radyo istasyonunda,
yarının bugünden daha güzel olması dileğini savuran gereksizler,
tek çarelerinin bu olduğundan ne kadar da emindiler. Oysa sen böyle miydin...
Bilirdin yarının bugünden farklı olmayacağını.
Ve bizim tek derdimiz dündü...
Ne sen acılarından bıktın ne de ben.
Kan kaybeden ve tarifsiz bir dün değilmiydik ikimizde...
Sen, güzel bir günün ardından gelen yağmur,
yine şaşırtıyorsun beni bugün ve içinden geldiği gibi davranıyorsun yine;
sonucunu hiç düşünmeden.
Ne olurdu sanki çektiğim tüm acıların tek nedeni sen olsaydın.
EYLÜLDE gelen sonbahar gibiydi gelişin.
Ve gidişin, gidişinin tarifini yapsam neye yarar ki!
Beni üzen tek şey; giderken bana hesap sormaman.
İnanmadığın her ben için sana hesap vermeliydim ve suçlamalıydın beni suratsız bir suratla.
Kendini benden alabiliyorsan, hiç durma... Ve bir elmayı sever gibi sev beni...
Yarın sensiz bir sabaha daha uyanacağım.
Ne bir telefon zırıltısı olacak ne de masum konuşmalar.
Yok artık bir mum ışığına sarılıp yatmak ve hayal etmek güzelliğini.
Neye yarar şimdi senli geçen günler.
Sıradan bir telefonun bu kadar kutsallaşacağını bilemezdim.
sayamadığım kırgınlıklarımın arasında kaybettim seni.
Bir şeyleri anlatmanın zorluğunu çekiyorken ve anlamanı bekliyorken çekildin bu kıyılardan.
Bir zamanlar benim gökyüzümde geziniyorken,
şimdi kan kaybeden geçmişimin en önemli yarası haline geldin.
Yine de utanma, suçlama kendini; nasıl dayanırım buna.
Hadi bu gece de sen uyuma ve bir kez olsun sahip çık göz yaşlarıma.
Hadi bu gece de sen karşıla sabahı benim yerime,
benden önce, "günaydın" demeyi dene yeni doğan güne.
Yarın yine de seveceğim seni. Ne yani, sen "hayır" dediğin için vaz mı geçeceğim benden.
Ne kadar kolay söylemiştin...
Gizlice girdiğin hayatımdan fırtınalar kopartarak çekip gidiyorsun.
Gelişini hissetmedim ama gidişin yakıyor. Keşke gidişinde gelişin kadar sessiz olsaydı.
Güneşini bulutların ardına gizliyorsun hakkın olmadan.
Ve ben hakkım olmadan sevdim seni kendim yerine.
Ürkekliğinin cezasını bana mı çektiriyorsun acaba...
Ne garip; kendi suçumun altında eziliyorken senin suçunun cezasını yaşıyorum.
Hem de bir sabahçı kahvesi soğukluğuyla...
Yaşadığımız her kelime bir silahın şarjöründeki mermi gibi şimdi.
Hesabını kim verecek bu cinayetin...
Sen kaç yine, hiç durma buralarda.
Ben bir süre daha buralardayım ve seveceğim senin yerine de.
Sen kaç yine, ben korkmayacağım senin yerine...
Seni yaşadığım her gün çığlık çığlığaydı sana.
Anlatmak diyordum anlatmak, ölüm soğukluğu ve göçmen kuşlar karamsarlığında sevmekti seni.
Yakalayamadığım gölgenin peşinden koştum hep.
Bilmek istediğim tek şeydi senliliğin nereye çıkacağı.
Ama ne garip, bir çift gözün dayanılmaz cinayetine ortak oldum şimdi.
Yok işte, elimde kalan sensizliğimi bile alıyorsun damla-damla.
Oysa kırık dökük sevdanın onarımı gibiydi sensizlik. Bilmek gibiydi,
anlamak gibiydi, vurulmak gibiydi yokluğun...
Ve kendimi her vurduğumda boşalan şarjörlerin yerini alan sen,
yine dolduruyorsun boşalan beni. Ben, yaptığın kaçamağın hesabıyım belki.
Ve söyleyemediğin her kar tanesi kelimenin kendisiyim.
Zorladığın masumiyetini göklere çıkartıyorken sıradan bir kum tanesi gibi savuruyorsun sevdamı.
Kim bilir kaç sevdanın devamlılığını sağlıyorsun hasret-hasret.
Ben de burçağındayım şimdi sensiz kalan her yaşamın.
Vurduğun her yürek atışı adına isyan etsem de sana, vurulmuşluğumu saklayamıyorum ne yazık.
Bir defter yaprağı kırışıklığı hayatımın en önemli detayısın sen.
Tek eksik, gelmeden gitmen oldu sensizliğime. Bende şimdi gittiğin yerdeyim,
sensizliğimdeyim. İçime dertti bir kez olsun tutamamak ellerini.
Hiç beceremedim hem ellerini tutup hem gözlerine bakmayı.
Ya ellerini tuttum gözlerin terk etti; ya gözlerine baktım ellerim üşüdü.
Adı ve yüzü olmayanların sevdasındayız ikimizde. Benim yüzüm yoktu senin adın...
Kapkaranlık bir yüreksizliği aydınlatıyordu oysa ellerin.
bulutlanan her gözyaşı gibiyim artık. Bilirsin birkaç damladan sonra gerisi gelir.
Ağlamak diyorum yani, utanmak için bende kalan tek kaynak.
Yine de sevdim sevgisizliğini. Ve yine de sevdim korkaklığın..
Ismarladığın her acı için sevdim seni...



Ekleyen : LaCReMeL

URL :
   
Gönder :
   
Bildir :
   
Paylas :

Şiir Bilgileri

Ekleyen:LaCReMeL
Ekleme Tarihi:0000-00-00
Şiir Kategorisi:aŞk
Toplam Okuma:9207
Toplam Yorum:2



Şair Bilgileri

Takma Ad:LaCReMeL
Siteye Giriş:2008-04-04
Toplam Şiir:271
Toplam Yorum:271
Durum:

Yorumlar

Bu Şiir için toplam 2 yorum yapılmış

AYŞEBaşlık : SEVDİM SENİ
 ben bu şiiri biricik öğretmenime armağan ediyorum ben seni herşeye rağmen sevdim ve HERZAMAN KALBİM SENİNLE OLACAK.
  
serseriBaşlık : guze
 sızler harıkasının sayın yazar arkadaslar
  
Adiniz
Emailiniz
Başlık
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
Yapılan tüm yorumlar yönetici onayindan geçtikten sonra yayınlanır.